Gerçek Ne Kadar Gerçek

Algılarımıza ne kadar güvenebiliriz? Duyularımız bizi aldatabilir mi? Gerçek ne kadar gerçek?

Günlük hayatımızda gördüğümüz nesneler, yaşamımız esnasında karşılaştığımız olaylardan çıkardığımız yorumlar… Her biri bizim algımızdan ve kısıtlı kapasiteli beynimizde kalıplaşmış bazı sembollerden ibaret olabilir. Aslında beyinlerimiz bir şeyler oluşurken elektrik sinyalleriyle işleyerek kendi gerçekliğimizi oluşturuyor denebilir. Peki duyu organlarımızın hepsi geçici bir süre için çalışmasa, beynimiz nasıl davranır? Kendi gerçekliğini yaratabilir mi?

Baktığımızda küçük yaşlarda okullardan ve çevremizden, geçmiş milyonlarca beynin deneyimlerinden yararlanarak, bizim için yeni bilgiler öğreniyoruz. Peki bu öğrendiğimiz tarih veya daha doğrusu tüm geçmiş olarak nitelediğimiz zaman diliminde olanlar ile ilgili bilgilerin ne kadarı gerçek?

Hiper gerçeklik; Jean Baudrillard ın Simülasyon kuramına göre sanayi sonrası topluma artık bir hiper gerçeklik egemendir. Artık dünyaya ilişkin bilgi ve anlayışımızın birincil kaynağı gerçekler değil, onun yerini almış işaretlerdir. (Baudrillard, 2003, s13)

Baudrillard’a göre artık her kavram kitle iletişim araçlarından akmakta, insanlar teknolojinin onlara sağladığı bu rahatlık sayesinde her hangi bir şeyi derinlemesine düşünememektedir ve iletişimi sağlamak adına yaratılan cansız kitle iletişim araçları kendilerine yüklenen işlevden, yani aracı olma konumundan çıkıp bağımsız bir kendilik haline gelmiştir. Birey ise bu durumu çaresizlik içerisinde izlemektedir; her şeyin farkındadır fakat rahatlığından da taviz vermek istememektedir.
Günlük yaşamlarımızda davranışlarımızı hiper gerçekliğe uygun biçimde şekillendiriyor olabilir miyiz?

İnsan beyni tüm duyu organlarıyla çevremizi algılamamızı sağlar. Sorun, çevremizin ne kadarını algıladığıdır. Bizim evrimimizin sonucu olarak vücut yapımızın başka boyutları ve gerçeklikleri görmemize engel olduğu düşünülebilir mi?

Peki atom altı seviyesine indiğimizde gerçeklik neden daha belirsiz bir hal almaya başlıyor? Bizim bildiğimiz gerçeklik algısında bir nesne iki yerde aynı anda bulunamaz. Peki kuantum belirsizliğinde durum neden farklı? Parçacıkların durumu neden gözleme göre değişiyor? Belirsizliğin mantıksızlığı, aslında sadece kendi beyinlerimizin gerçekliğine göre mantıksızdır, diyebilir miyiz?

Tüm mesele beynimizin sınırlarını zorlamak ve bize gösterdiği öznel gerçeklik çizgilerini genişletmeye çalışmaktır. Tabi ki gerçekliğin sadece bir kısmını algılamak için yaratılmış birer algoritma değil isek!!!

Kaynak: Evrenin Sırları

Kimler Neler Demiş?

avatar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  Subscribe  
Bildir